Kısa cevap: Tüy bakımının temeli banyo değil, tarama. Kedimi haftada iki, köpeğimi neredeyse her gün tarıyorum; banyoyu ise köpeğim için ortalama 4-6 haftada bir, kedim için ise yılda bir iki kez (ya da gerçekten kirlendiğinde) yapıyorum. Kedi köpek banyo ve tımar işini bu sıraya oturttuğumdan beri hem evdeki tüy miktarı azaldı hem de keçeleşme, kaşıntı, deri kokusu gibi sorunlar neredeyse bitti. Doğru tarak, ılık su, hayvana uygun şampuan ve sabırlı bir rutin; işin sırrı bundan fazlası değil.
İlk köpeğimi aldığımda petshopta gördüğüm her fırçayı denedim. Para israfıydı. Sonradan öğrendim ki tüy tipi, hangi aleti kullanacağınızı doğrudan belirliyor. Kısa ve sert tüylü bir köpekte lastik kauçuk fırça harika iş çıkarırken, çift katmanlı tüye sahip bir ırkta aynı fırça alt katmandaki ölü tüyü hiç almıyor.
| Tüy tipi | Kullandığım alet | Sıklık |
|---|---|---|
| Kısa, tek katmanlı | Kauçuk fırça, kıl fırça | Haftada 1-2 |
| Çift katmanlı (yoğun alt tüy) | Alt tüy tarağı, seyreltici | Haftada 2-3, dökülme mevsiminde her gün |
| Uzun, ipeksi | Metal tarak + slicker fırça | Neredeyse her gün |
| Kıvırcık / keçeleşmeye yatkın | Slicker fırça, ince dişli tarak | Her gün + düzenli kesim |
Kedilerde de aynı mantık geçerli. Kısa tüylü kedimde ince dişli metal tarak yeterliydi; uzun tüylü bir kediyle yaşayan arkadaşım ise günlük taramayı atladığı hafta koltuk altlarında keçe topakları buluyor. O keçeler çekiştirilerek açılmaz, dibinden kesilmesi gerekir; yoksa deriyi germeye başlar ve yara yapar.
Uzun bir seans yapmak yerine kısa ve keyifli tutuyorum. Akşam kanepede otururken başlıyorum. Sırayı hiç değiştirmiyorum: sırt, yanlar, göğüs, bacak arkaları, kuyruk dibi. Kuyruk dibi ve koltuk altı en çok keçeleşen yerler; oraları en son bırakırsam hayvan sıkılıyor, o yüzden ortalarda hallediyorum.
Tarama sırasında elimi tüyün altında gezdirmek de alışkanlığım oldu. Şişlik, kabuk, kene, pire pisliği gibi şeyleri ilk fark ettiğim yer burası. Bir kez köpeğimin kulak arkasında küçük bir yumru buldum ve veterinere zamanında gittik. Düzenli sağlık kontrolleri kadar bu evdeki elle muayene de işe yarıyor.
Sık banyo, derinin doğal yağını alıp kuruluk ve kaşıntı yapıyor. Ben şu sırayla ilerliyorum:
Kediler için ekstra not: çoğu kedinin banyoya ihtiyacı yok, dilleri zaten işi görüyor. Zorunlu bir durum varsa (yağ, boya, ilaç bulaşması, yaşlılıkta kendini temizleyemeyen kedi) küveti çok az su ile doldurup, kayması diye altına havlu koyuyorum. Tırnakları önceden kesilmiş olsun, iki kişi olun, seansı 5 dakikada bitirin. Yaşlı hayvanlarda eklem ağrısı yüzünden bu iş daha da hassas; ıslak mendil ve kuru şampuan çoğu zaman yeterli oluyor.
Kendim halledemediğim üç durum var: ciddi keçeleşme, ırka özgü tüy kesimi ve panik yapan hayvan. Kıvırcık tüylü köpeklerde makasla kesim gerçekten uzmanlık işi; ben denedim, sonuç güldürdü. Salon seçerken şunlara bakıyorum: kafeslerde kurutma makinesi bırakılıyor mu, aynı anda kaç hayvan var, tırnak-kulak-anal kese kontrolü paket içinde mi, sakinleştirici ilaç kullanıyorlar mı. İlk gidişte hayvanı yalnız bırakmadan salonu gezmek hakkınız.
Tımar kapsamına giren ama unutulan işler de var: tırnak kesimi (yürüyüşte tık sesi duyuyorsam uzamış demektir), pati arası tüylerin kısaltılması, göz çevresi temizliği ve kulak kontrolü. Diş bakımı da aynı rutinin parçası; haftada birkaç kez fırçalamak, tüy taramaktan daha zor değil.