Kısa cevap: İlk köpek almak, "sevimli bir yavru görüp karar vermek" değil; en az 10-15 yıllık bir taahhüdün altına imza atmaktır. Karar vermeden önce şu on başlığı dürüstçe kendinize sormanızı öneriyorum: günlük zamanınız, aylık bütçeniz, eviniz ve kira sözleşmeniz, ailenizin/ev arkadaşlarınızın onayı, alerjiler, ırk-yaşam tarzı uyumu, seyahat planlarınız, tatilde bakım çözümünüz, ilk aylardaki eğitim sabrınız ve acil durumlarda ulaşabileceğiniz bir veteriner. Bu on maddeden üçüne bile net "evet" diyemiyorsanız kararı biraz ertelemek, sonradan sahiplenilen bir köpeği geri vermekten çok daha merhametli bir seçim.
Ben ilk köpeğimi aldığımda bu listenin yarısını bile düşünmemiştim. İlk üç hafta boyunca gece 03.00'te tuvalet için dışarı çıkarken öğrendiğim şeyleri, umarım siz baştan bilerek başlarsınız.
Köpek, kediden temel olarak burada ayrılıyor: yürüyüş isteğini erteleyemezsiniz. Orta boy, enerjik bir köpek için günde toplam 1-2 saat aktif zaman (yürüyüş, oyun, koku takibi) gerekiyor. Buna mama-su, temizlik, tımar ve sadece yanında oturma zamanını ekleyin. Sabah 8'de çıkıp akşam 9'da eve dönen bir düzeniniz varsa, ya düzeni değiştirmeniz ya da gündüz devreye girecek bir kişi bulmanız lazım.
Yeni sahiplenenlerin en çok şaşırdığı kalem beklenmedik veteriner masrafı oluyor. Sabit giderleri yazın: mama, iç-dış parazit koruması, aşı takvimi, tımar, oyuncak ve tasma-kayış yenileme. Sonra bir de "acil kasa" oluşturun. Bir yabancı cisim yutma ya da kırık bacak, tek seferde aylık bütçenizin katlarına çıkabiliyor. Sağlık kontrolleri konusunu ciddiye alan bir yaklaşım uzun vadede hem hayvana hem cüzdana iyi geliyor.
Kiracıysanız sözleşmenizde evcil hayvan maddesi olup olmadığını taşınmadan değil, köpeği almadan önce kontrol edin. Apartmanda yaşıyorsanız havlama meselesini de düşünün: ayrılık kaygısı geliştiren bir köpek, siz işteyken saatlerce havlayabilir. Bahçeli evde ise bahçe çitinin altından kazma ihtimalini hesaba katın.
Yavru köpek gelmeden en az bir hafta önce evi gözden geçirmenizi tavsiye ederim: sarkan kablolar, saksı toprağı, çikolata ve üzüm gibi zehirli gıdalar, temizlik ürünleri, açık balkon boşlukları. İç mekan hazırlığı yapılmış bir evde ilk günler çok daha az stresli geçiyor. Bir de köpeğe ait, kimsenin rahatsız etmediği sabit bir yatak köşesi ayırın; bu köşe onun güvenli alanı olacak.
"Ben bakarım" cümlesi ilk ay geçerli. Sonrasında hastalanırsınız, işten geç çıkarsınız, seyahate gitmeniz gerekir. Evde yaşayan herkesin en azından yürüyüş ve mama konusunda devreye girebilmesi gerekiyor. Çocuk varsa, çocuğa köpeğin sınırlarını öğretmek de ayrı bir iş.
"Tüy dökmeyen ırk" büyük ölçüde bir pazarlama söylemi; tüy dökümü az olan ırklar var ama alerjen tamamen sıfır değil. Ailede alerji şüphesi varsa önce test yaptırın. Tüy bakımı ve düzenli temizlik rutini, hem ev hijyeni hem köpeğin deri sağlığı için baştan planlanmalı.
En sık gördüğüm hata: sakin bir apartman hayatı olan birinin, günde 15 km koşmak isteyen bir çoban köpeği ırkı seçmesi. Köpek ırkları ve özellikleri konusunu okurken şu üç soruyu sorun: enerji seviyesi, tımar ihtiyacı, yabancıya/diğer hayvana toleransı. Barınaktan yetişkin bir köpek sahiplenmek, karakteri belli olduğu için ilk köpek deneyiminde bazen yavrudan daha kolaydır.
Tuvalet eğitimi, ısırma alıştırması, yalnız kalmayı öğrenmek… Bunların hepsi haftalar süren tekrar demek. Temel komutlarla (gel, otur, bekle) günde 5-10 dakikalık kısa seanslar yapmak, uzun ve yorucu seanslardan çok daha verimli. Köpek davranışlarını okumayı öğrendiğinizde, "yaramazlık" sandığınız şeylerin çoğunun sıkılma ya da kaygı olduğunu göreceksiniz.
Yılda bir hafta bile tatile çıkıyorsanız, köpeğinizi kime bırakacağınızı şimdiden netleştirin: güvendiğiniz bir yakın, pet otel ya da evde bakıcı. Yanınızda götürecekseniz uygun boyda bir taşıyıcı, araç güvenliği ve seyahat kurallarını önceden öğrenmek gerekiyor. Veterinere gidiş bile taşıyıcıya alışkın olmayan bir köpek için travmaya dönüşebiliyor.
Köpek 12-15 yıl yaşıyor. Bu süre içinde iş değiştirebilir, şehir değiştirebilir, evlenebilir, çocuk sahibi olabilirsiniz. Sorunuz "şu an bakabilir miyim" değil, "hayatım değiştiğinde de bakmaya devam edebilir miyim" olmalı. Yaşlılık dönemi de var: azalan hareket, artan veteriner ziyareti, bazen ilaç düzeni. Yaşlı bir hayvanın bakımı, yavru bakımından daha az yorucu değil, sadece farklı.
| Alan | Kendinize sorun | Kırmızı bayrak |
|---|---|---|
| Zaman | Günde 1-2 saat ayırabiliyor muyum? | Eve sadece uyumak için geliyorum |
| Bütçe | Acil durum için ayrı param var mı |